"Tarlada evrim, tarımda devrim"

solucan gübresi mi organik gübre mi?

Kimyasal gübredeki fiyat artışı çiftçiyi, solucan gübresine yönlendiriyor

Krizin vurduğu sektörlerin başında gelen tarım sektörü, girdi maliyetlerinde artan fiyatlar nedeniyle can çekişiyor. Özellikle kimyasal gübre fiyatlarında kur nedeniyle yaşanan artış, çiftçinin solucan gübresine yönelmesinin önünü açıyor. Artan fiyatların, üreticinin gübreye erişimini engellediğini bu nedenle tarımsal üretimde kayda değer düşüş beklediklerini dile getiren uzmanlar; devletin gübrede yerli kaynaklara yönelmesi gerektiğine ve milli üretim modeliyle üretilen solucan gübresinin bu konuda önemli bir fırsat olduğu değerlendirmesini yaptı.

SPOT  

Döviz kurlarındaki artış gübre fiyatlarını vurmaya devam ediyor. 2019 yılı içinde günden güne düşen gübre tüketimi ile ilgili üretici ve çiftçiler, devletin müdahale etmesi konusunda hem fikir. Hammadde bakımından gübrede yüzde 90’nın üzerinde dışa bağımlı olan Türkiye’de, dövizdeki artışa bağlı olarak fiyat artışları kontrol edilemez bir konuma ulaştı. Fiyat artışı nedeniyle çiftçi ve üretici, gübre kullanmaktan vazgeçme noktasına geldi. Kışlık ürünleri ekmeye hazırlanan çiftçi, artan gübre fiyatları nedeniyle ihtiyacı olan gübreyi alamıyor. Bu durum karşısında uzmanlar, birçok ürün kaleminde ve tarımsal üretimde kayda değer düşüş bekliyor. Türkiye’nin yıllık 6.5 milyon ton gübre tükettiğini kaydeden uzmanlar, ithalat kaynaklı fiyat artışı nedeniyle tüketimin 2019 yıl sonu itibarıyla 6 milyon tonun altına düşeceği endişesini dile getiriyor.

Tarımda ithalat batağına saplandık

Tarım politikalarında üretim yerine ithalat seçeneğine yönelen devletin, bir zamanlar ‘tarım ülkesi’ olarak anılan Türkiye’nin ithalat batağına saplandığı dile getiriliyor. Bugün sadece beş üründe ithalat yapmayan Türkiye’de, yerli üretimin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Kapımızı çalacak açlık ve küresel iklim değişikliği nedeniyle kuraklık senaryolarına karşılık üretimde dışa bağımlı olan Türkiye’nin, önümüzdeki süreçte acil olarak tarım politikalarında yeniden yapılanma sürecine girmesi bekleniyor. Başka bir ifadeyle; son zamanlarda kendini daha fazla hissettiren ekonomik kriz ve döviz kurlarında yaşanan artışın en fazla vurduğu sektörlerin başında tarım geliyor. Zaten yüksek olan ve dışa bağımlı bir yapıda ilerleyen tarım sektöründe, girdi maliyetleri üreticileri endişelendirmeye devam ediyor. Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörlerinden biri olan kabul edilen tarımda yaşanan kriz, ancak devlet eliyle aşılabilir. Bir yandan küresel ısınma diğer yandan ekonomik krizin vurduğu tarım sektöründe acil önlemlerin alınması gerekiyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü verilerine göre; 2017 yılında ortalama fiyatı ton başına 617 lira olan yüzde 21 Amonyum Sülfat gübresinin şu anda piyasa fiyatı 1.400 lira. Aynı dönemde DAP gübresinin tonu 1493 liradan 3 bin 200 liraya ulaştı. Yine 20.20.0 gübresinin tonu 1009 liradan 2 bin 160 liraya, ürenin tonu 1000 liradan 2 bin 200 liraya çıktı. Potasyum ve nitratlı bazı gübrelerin tonu 4 bin lira ile 7 bin lira arasında satılıyor.

Öte yandan bugün itibarıyla küresel siyasi ve ekonomik konjonktürü, Türkiye’nin içinden geçtiği dar boğazı değerlendiren ekonomist ve yazarlar yerli üretime vurgu yapıyor. Uzmanlar, katma değeri yüksek yerli üretimin ekonomik refah ve küresel ticarette daha rekabetçi yapıya ulaşmanın tek yolu olduğunu söylüyor. Söz konusu yerli üretimin, her dönem dış ticaret açığı veren Türkiye açısından kurtuluş olacağını belirten uzmanlar, özellikle tarımda ithalata dayalı geliştirilen politikaların temelsizliğine vurgu yapıyor. Uygulanan palyatif politikalar sonucu üretici ve çiftçinin döviz kurundaki artış ile birlikte girdi maliyetlerinde kayda değer artış yaşandığını ifade eden uzmanlar, her geçen yıl topraktan uzaklaşan çiftçi sayısına dikkat çekiyor.

Gübre tüketimi azalacak, bitkisel üretim düşecek

Çiftçiler ise, geçen yıla oranla yüzde 100’ün üzerinde artan gübre fiyatları nedeniyle bu yıl gübre alamayacaklarını belirterek; “Gübre kullanamazsak üretim düşer, yine biz zarar ederiz. Bu nedenle devletin mutlaka konuya el atması ve üreticinin gübre alabilmesi için gübre desteği vermesi gerekir” görüşünü dile getiriyor.

Kimyasal gübre üreticileri de endişeli

Öte yandan gübre üreticileri de fiyat artışından endişe ediyor. Tamamen ithalata bağlı bir sektör olduklarını belirten gübre üreticileri, dövizdeki artış nedeniyle fiyatların korkunç düzeyde arttığını belirtiyor. Bu durumun da başta üreticiler olmak üzere, nihai tüketiciye olumsuz yansıyacağını dile getiriyor. Konu ile ilgili değerlendirmelerde bulunan İstanbul Gübre Sanayi A.Ş. (İGSAŞ) Genel Müdürü Turan Tok, dünyada da gübre fiyatlarının yükseldiğini, Türkiye’de ise dövizdeki artış nedeniyle fiyatların arttığını söyledi.  Tok şu ifadelere yer verdi: “Çiftçilerimizin yaygın kullandığı üre gübresinin tonu hali hazırda 315 dolar. Buna 12 dolar gemiden indirme, tahliye eklenince 327 dolara geliyor. Türk lirası karşılığı 2025 liradır. İthal maliyetinin altında satıyoruz. Çünkü zaten birçok ülkeye göre bizde tüketim çok düşük. Bu yılın ilk 6 aylık döneminde gübre satışında büyük bir düşüş olmadı. Fakat son iki ayda dövizdeki yükselmeye bağlı olarak artan fiyatlar nedeniyle geçen yılın sevilerine ulaşılması çok zor görünüyor”

Üreticilerin gübre almaması durumunda tüketimin ve verimliliğin azalacağına dikkat çeken Turan Tok, bitkisel üretimin azalacağına bunun da tüketiciye önemli oranda yansıyacağına vurgu yapıyor. Gübre üreticilerinin dolarla alıp, Türk Lirası ile satış yaptığını bu nedenle kimsenin ithalat yapmaya cesaret edemediğini anlatan Tok, gübre desteğinin artması gerektiğini dile getirdi.

Çiftçiye verilen gübre desteği kayda değer azaldı

Çiftçiler 2015 üretim yılında hububat, yem bitkileri, baklagiller, yumrulu bitkiler, sebze ve meyve alanları için dekara 6 lira 60 kuruş gübre desteği alıyordu. Yağlı tohum ve endüstri bitkilerinde ise dekara 8 lira 25 kuruş gübre desteği veriliyordu. En az destek verilen peyzaj ve süs bitkileri, özel çayır mera, orman emvali alanlar için bile dekara 4 lira 75 kuruş gübre desteği ödeniyordu. 2016’da önce gübre desteği ve mazot desteği tek kalemde birleştirildi. Çiftçinin önemli kaybı oldu. 2017’de mazot desteği artırılınca gübre desteği tüm ürünler için dekar başına 4 lira olarak sabitlendi. 2018 üretim yılında da dekara 4 lira gübre desteği veriliyor. Bu desteğin ürün bazında verilmesi ve mutlaka artırılması gerekiyor. Gübre desteğinin 2017 yılı itibarıyla dekar başına 4 lira ile sınırlandırılması üreticinin önemli oranda kaybına yol açtı.

Sitemizde yer alan birçok yazımızda kimyasal gübrenin zararlarına ilişkin yazı bulmak mümkün. Hali hazırda toprak ve üzerinde yetişen her türlü bitkisel üretim için tehlike arz eden kimyasal gübre, kur artışı nedeniyle yüzde 200’lere yaşanan fiyat artışıyla çiftçinin belini bükmeye devam ediyor. Ancak, çiftçi ve üretici çaresiz değil, tam bu zamanda ‘yerli üretim’ ve tamamen ‘organik solucan gübresini’ daha fazla dillendirmenin zamanıdır.

Türkiye’de 15 yıldır üretiliyor

Solucan gübresi başta ABD ve Avrupa ülkelerinde yüzyıllardır üretiliyor ve kullanılıyor. Organik gübre kategorisinde yer alan ve çeşitli çalışmalarla rüşdünü ispatlamış olan solucan gübresi, Türkiye’de ise yaklaşık 15 yıldır üretiliyor. Bu süre boyunca da kayda değer yatırımcıların dikkatini çekmeye ve sektör halini almaya başladı. Sıklıkla dile getirilen ‘milli ve yerli’ üretime katkı sunan ve sunacak olan solucan gübresini artık çiftçiyle tanıştırmanın ve ithal, pahalı ve zehirli kimyasal gübre kıskacından kurtarmanın tam zamanıdır.

 

Yorum Alanı

Adınız *
Soyadınız*
Email *
Telefon
Yükleniyor...
Call Now Button